3 Haziran 2017 Cumartesi

En çok kim yoruluyor? Çalışan mı çalışmayan mı?


Konu yine aynı klasmanda: Analık.

Çalışmak ya da çalışmamak. Şimdilik işin bu kısmını bir kenara koyalım ve hep beraber yorgunluk-yorulmak-yorulayazmak-yorgunsamak gibi konulara bir dönüp bakalım.

Beyinde asılı duran 'yorgunluk'

Kendimle yaptığım önceki etütlerde anneliğin meğerse kutsal bir şey olmadığı konusunu işlemiştim. Temamız, sorumluluk almaktı. Doğumdan itibaren uzanan sorumluluklar listesi, o listelerin update edilmesi, her ne kadar eş/kreş/anane-babane gibi kanallara bölünse de kontrol merkezinin 'anne' organında toplanıyor olması, bizim fon rengimiz olsun. Bakınız buraya kadar olan kısımda, çamaşır yıkamaktan, yemek pişirmekten, bok temizlemekten filan bahsetmedim bile. Yani siz sarayınızda yaşayan bir leydi bile olsanız, sorumluluk sahibi olma zorunluluğu sizin kaderiniz.

Yorgunluk loading... Şimdi her şeyi bu fon rengi üzerine çizmeye başlayalım.

Anne ve baba olmanın tüm sorumluluğu Kemalettin Tuğcu öykülerindeki gibi 'doyurmak, sıcak tutmak, yatacak yer bulmak' değil. Anneannemin zamanında da böyle değilmiş. O zaman da 'eğitimli bireyler olsunlar, kendi ayakları üzerinde dursunlar' alt motivasyonu ile kırbaçlıyormuş analar kendilerini. Zira anneannemin 7 kızını o fakirlikte kendi deyimiyle 'meydana çıkarabilmesinin' başka motivasyonla imkanı yok. Fakat tüm bunlar 'sorumluluk almak, kendine borçlanmak, kafada 4 bin tilki gezdirmek' kategorisiyle zihnimize yorgunluk parkesini baştan seriyor zaten. Yorgunluk % 65 loading...

Bakın buraya kadar hala çamaşır yıkamak, yemek pişirmek ve bok temizlemekten bahsetmedim.

Bizim neslin anneleri ise, daha farklı. Uzmanların kırbaçlarıyla hepimizin ödü totosuna karışıyor. Uyku, beslenme, oyun, aile içi iletişim gibi tamamen bize ait alanlarımızı bir sürü uzman quotes'ları doldurmuş, en rahat olmamız ve en çok keyif almamız gereken anlarımızı şüphe/tedirginlik/koltukaltı terlemesiyle bölüşür olmuşuz. Yorgunluk %85 loading...

Şöyle doya doya oğlumla uyumam (yoksa uyku eğitimi yok mu), beraber keyifle bir şeyler yememiz (organik mi o yımırta?), kafamıza göre takılmamız (montessori oyunları lütfeen) anneliğimin anca 3. yılında mümkün oldu. Tabi karşıma 'çok kasıyorsun, ben rahatım o konularda' diyen argadaşlar da çıktı. O rahatlığın da, aslında rahatlık olmadığını anlamak için biraz dikkatli bakmak yeterliydi.

'Ben çok rahadım'

Kafamızda doğrular, yanlışlar, ön yargılar, elti deneyimleri, fenomen görselleri, komşu fikirleri, kayınvalide görüşleri çınlıyorken, nasıl yorgunluğumuzu atacağız?  Çocuk büyütme serüveninde yorgunluğu çalışan-çalışmayan anne yelpazesinde değerlendirmek, çok boş. Bir kere her çalışan anne modeli bir mi?

Sevmediği işte çalışanı var, mutsuz evliliği olanı var, işten eve iki saatte ulaşanı var, çocuğunda sağlık problemi olanı var, kendi sağlık sorunu olanı var, hiçbir aile desteği görmeyeni var. Başka? Bayılarak işe gideni de var, o işteyken çocuğu cillop gibi takılanı, işten eve hop 15 dakikada ulaşanı, hafta sonları free olanı, akşam yemeğine hazır konanı, temizlikçiye bütçe ayıranı.

Her çalışmayan anne bir mi?

Evde çok çocukla yardımsız olanı var, üzerine bir de hasta-yaşlı aile üyesi bakanı var, kocası kendisinden mükellef ev hanımlığı bekleyeni, 4 çeşit yemek alternatifi görmeden sofrada surat ekşiteni var. Başka? Ekonomik sıkıntıda olmayıp, çocuklarla keyifli aksiyonlara girebileni var, tatillere gidebileni, bunları instoşa yükleyeni, çocukları başka aile üyesine emanet edebilip cilt bakımına uçabileni, hatta kreşe gönderip tüm gün evde rahatça işlerini halledebileni var.

'İşkur'a başvurdum janım yaa, çalışmayan hala olmak çok zor'

Milyonlarca farklı konum, mod, ortam. Bir örnek vereyim. Kıbrıs'ta üst katımızda, tek kişilik dairelerde bir aile yaşıyordu. Çocuktan sonra kadın kişi çalışmayı bırakmak zorunda kalmıştı ve durumları pek parlak değildi. Bir gün ben bir şey için(neydi hatırlamıyorum) ev çocuğunu da alıp, evlerine ziyarete gitmiştim. Bizimkinden 1 yaş büyük oğlu var. Yaz sıcağıydı. Abi o Kıbrıs leş sıcağında o evde klima yoktu ve bunun ne demek olduğunu hiç Kıbrıs yazı yaşamamış olana anlatamam ben. Kadın o halde, hamileydi üstelik, o toddler kıvamlı bebesine, tek kişilik dairelerinde bakıyordu. Bu da çalışmayan anne ve 'kim daha çok yoruluyor' sorusuyla incelenecek gibi değildi durumu.

Yaani, çalışan anne-çalışmayan anne yoktur bence. Hayatlar vardır. Bazıları için hayat biraz kolay olabilir; bazıları için daha ağır geçer. İki elimiz kanda olsa alışırız bak hayatımıza, bu da var. Ama yorgunluk? Kim daha çok yoruluyor, bilemem. Ama daha az yorulanı, kesinlikle severek eylemde bulunanlar. İşe severek giden, evde severek kalan... Sevmek, istemek, ihtiyaç hissetmek. Bu durumda, konu hakkında ahkam kesen, çalışırken çalışmayana- çalışmazken çalışana beylik sözler söyleyen gadınlara gadınlarımıza kulak verirken, oradan yalınayak kaçasım geliyor.

Çalışmaya başladığımdan beri hiç yorulmuyorum ben. Yavruma akşam taze enerjimle kavuşuyorum. Şanslıyım ki yemeğimi pişiren bir eşim var. Hatta doğru koordinatları girersem, hafta içi temizliği de halleden. Annem var, yavrum hastayken ona bakan. Şuan inanın tek vazifem, hayatımdan zevk almak. Daha ne olsun?

Kısaca; çalışmazken evde daha çok yoruluyordum. Daha tembel ve eylemsiz olmama rağmen. Çünkü yorgunluk beyinde asılı duran o kaostur (bakınız ilk görsel) Mutfak tezgahı da her an pırıl pırıl olmasın bi zahmet.

Yorgunluk gahvesi evladım



9 yorum:

  1. Hayatımda okuduğum en güzel çalışan-çalışmayan ana yazısı!!!! Bu basit farkı Nasıl da göremeden gıcık olup duruyormuş meğer insanlar birbirine... Pırıl pırıl bi aydınlanma yaşadım.
    Ama yorgunluk kahvesi :))))))

    YanıtlaSil
  2. Yemin ederim su an bu yazini pankarta bastirip sokakta sallayasim el ilani yapip dagitasim geldi... Abartmiyorum. 3 gundur ise geri dönmekle ilgili bir yazi yazıp siliyorum, kafami duvarlara vurup rahatlamak istiyorum falan. Benim kendi daraltici dusuncelerim yetmez gibi etraftaki herkes ise donecek misin diye soruyor ve ben cevap vermeden biseyler söylüyor...deliriyorum!
    Cok dogru tespit; hayatlar var, o hayati yasayanlarin kendince beklentileri ya da korkulari var, bu yuzden yasadiklari var...
    Neyse sakinleseyim...
    Arka fon tanimlaman kalp ben :) yorgunluk gorseline de bayıldım!

    YanıtlaSil
  3. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  4. "Ev hanımligi&Ofis Hanımligi" başlıklı bir yazı yazdım ben de daha iki üç gün önce blogumda. Sorun kadim sorun...yorgunluk baki.( Blogunu bir kac gündür takip ediyorum. Yeni kesfettim. Çok keyifli)

    YanıtlaSil
  5. Efferin gız:) Yıldızlı pekiyi !!

    YanıtlaSil
  6. o yorgun ve benzersiz beyninden öperim kadın :) mükemmel tespitler.

    YanıtlaSil
  7. Harika bir açıdan yakalamissin!! Benim de yazacak çok şeyim var, ne zaman fırsat bulursam artik... Bir de duble (katsayı artabilir) annelik var, şu an evde 2 çocuğuna bakan annelere acayip bir saygı beslemekteyim. Ben çok becerdigimi söyleyemem ama işe dönmüş olmayı, evde çocuk bakılırken ofiste çalışan anne olmayı deneyimledim. Şu anki ise bambaşka bir aşama. Yorgunluk? Fully loaded! Daha nereye kadar gider bilemiyorum ama keyif almaya odaklaniyorum. Umarım. Anneliği tüm manyakligiyla yaşayan kadınlara selam olsun. (Çünkü annelik cidden manyaklik. Şimdi mesela ikinciyi ilki gibi buyutemememin burukluğu var. Nerde o rutinler, mutlaka her akşam banyolar, kitaptan sonra odadaki oyuncaklara el sallayıp iyi geceler deyip huşu içinde yatmalar... İkinci bebekte deneyim artsa da mal gibi davranmaca olabiliyor. Gıcık oluyorsun kendine, asla abisiyle yaşadığın bire-bir zamanı ona veremeyecek olmanın ezikliğini yaşıyorsun -manyaklik demis miydim?- sonra kendini rahatlatıyorsun, çocuklu bir evde büyümenin diğer avantajlarını yaşayacak bu bebe diye...) Falan... filan... Öpüyorum seni güzel Güneş...

    YanıtlaSil
  8. İlk paylaştığında okumuştum anca yazıyorum, çok güzel bir yazı gerçekten bunu herkes okumalı artık bu kavgaya son verir bu yazın. Blogcuanne de veya başka yerde paylaş bunu nolur.

    Bana da iki çocukla nasıl yapıyorsun nasıl mahvolmuyorsun diye şaşıyorlar ya işte cevabı senin yazında gizli. Öperim güzel düşünen beynini

    YanıtlaSil