4 Nisan 2017 Salı

Minik bir dertleşme.


Nasıl hissetsem bilemiyorum. Bir an felaketin eşiği, bir an kara mizah. Dakikalar içinde fikirlerim değişiyor. Ev erkeği ile öyle bir dönemden geçiyoruz ki. Hayatımızda hiç bu kadar göt olmamıştık. Kişisel tarihlerimizde.

Çok acaip kişisel olduğu için yazamıyorum ama duygularımı külahıma da anlatamıyorum. Eriyor külahtan, yanlara akıyor. Biraz yazmak istedim bu yüzden.

Ev erkeği ve ben tamamen birbirinden ayrı konularda benzer hayal kırıklığı yaşıyoruz. Neyse ki ikimiz de bol bol duygu paylaşıyoruz evde. O hayal kırıklığından besleniyor, güç topluyor, sakin kalabiliyor. Ben kayboluyorum, rüzgarda salınıyorum. Sonradan yakalıyorum onu, yetişiyorum yanına.

Bu ara tabi ne oluyorsa, yavru kuşuma oluyor. Onunlayım, el eleyim, sarmaş dolaşım ama mekanik. Ezberlemişim artık davranışları. Ezber dışı soru gelince ondan, kaçırıyorum. Bir de sıkılıyorum acaip. O da hissediyor galiba hırçınlaşmaya başladı. Bak aslında evde yaşamımıza dair her şey aynı, hiç fark yok. Ama ev erkeği ile ikimiz deli gibi konuşma ihtiyacındayız. Gündemimiz hep aynı. Başbaşa kalmak için fırsat kolluyoruz. Nerdeyse, rahatça önümüzdeki problemlere kafa yorabilelim diye çocuğu tam gün kreşe, ardından anneanneye kitleyesim geliyor. Tabi ki bu fikir bile beni alıp yerden yere vuruyor. Ev çocuğunun bana gürültü gibi geldiği anları görüyorum ve anında değiştirmeye-düzeltmeye çalışıyorum. İşte bunu kabullenemiyorum. Son bir haftadır aşamadım, her sabah 'bugün bambaşka bir gün olacak' motivasyonum hep patladı.

Dün benden 6 yaş büyük kuzenim geldi. Biraz dışarıda takıldık. İlk kez artisliğine değil de gerçekten samimi tecrübe aktaran biriyle konuşmanın verdiği rahatlamayı yaşadık. Birden bu sorunların geçiciliğini farkettik. İyi geldi. Sonuç, çok kastığımız yönünde. Daha rahat ve gevşek tipler olmalıyız. Bunun bir karışımı, iksiri filan var mı?

Bizim kasıntılığımızın hikayesi taa 90'larda memur çocuğu olarak yetiştirildiğimiz yıllardan başlar. Uzun hikaye. Son günlerde konuştukça, analizler yaptıkça sürekli aynı yere dokunuyoruz. Tamam, her şey yolunda gitmedi ama biz varız, ailemiz var. Yavru beybimiz var. O varsa, her sorunla başa çıkarız. İşte bu ince fikirlere rağmen ayılamıyoruz ya bu düşünceli halden. C'nin dediği şu 'çikolata yedikçe daha da yemek istemek' olayı gibi. Kafa yordukça yoruyoruz, kendimizi alıkoyamıyoruz. Uyuştuk.

Şuana, hayatımıza, kendimize odaklanamıyoruz. Bir engel var sanki. Kaygılar, belirsizlikler, verilmesi gereken kararlar önümüzde bekliyor. Ev kuşumun bir gününü daha kaçırmak istemiyorum. Kendimin de bir gününü daha kaygılı hallere kaptırmak istemiyorum.

Bugün farklı bir gün olsun. Ama gerçekten farklı olsun. Bir kahve yapayım. Bir saat sonra okuldan ev çocuğunu alıp, eğlenceli-başbaşa bir gün geçirelim. Akşam da oturup ev erkeği ile kaygılarımızı değil, neler yapacağımızı konuşalım. Ve yapalım! Konuşmayalım artık.

Ve hayatımıza geri dönelim.
Uzaktan durup seyretmek de gerekli ama bence bu kadarı yeterli.









22 yorum:

  1. Güneşcim nefis bir kitap okuyorum, artık baskısı yok: Belirsizlik ve değişimle birlikte Güzel bİR Hayat. Notlarımı bugün- yarın paylaşacağım, belki faydası olur, bebeyi bırakabileceğin bir annane mi var? Bırak, bezen de böyle. Dönüşün muhteşem olur :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yorumunu okur okumaz kitaba baktım. nereye baksam yoktu hakkaten. tükenmiş. pdf yok, e-book yok. yokoğluyok. almasın mı beni bir merak.

      Sil
  2. Son günlerde bizim de öyle ev halleri dün akşam ağlaya ağlaya sarmaş dolaş konuştuk kararlar aldık biraz, şimdi uygulayacağız bakalım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ah bilirim o hali işte. biz o kadar ileriye gitmedik ama keşke gitseydik. günlere uzadı. bi ağlasaydık da rahatlasaydık.

      Sil
  3. Sevgili Güneş, konu nedir bilmiyorum tabii ama hayal ettiginle ya da hak ettiginle elde ettigin arasindaki farkin insana ne kadar koydugunu biliyorum. Ne bileyim, ya da aileye dair eski sorunlarin bile insani dedektif misali nasil arayip buldugunu... Hem bir de hepimize peydahlanmis bir genel mutsuzluk ve yetmezlik hali var ki gercekten buna neden olacak bir sey mi var yoksa sorun kendi egolarimizi ne yapacagimizi bilemememizde mi diye dusunur oldum.
    Neyse, hic bisey bilmesen cok fazla konustum. Aslinda diyecegim şu; bazen hayal kirikliklari konusa konusa siradanlasir. Of bee yetti artik diyene kadar pestilini cikarir da sonra gecer. Belki o noktaya gelmenize azicik kalmistir sonra hersey guneslidir. Hem yavru icin de üzülme, senin tedirginligini hissedecegine anneanneyle biraz takilsin bence o daha mutlu olacaktır. Anneler de insan ve bazen üzülür. Bunu boylece soylesen bile anlar seni...
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hiçbir şey bilmeden nokta atışları yaptın mızmız. ve harika bir şey söyledin, farkında mısın.. konuların pestilini çıkarmak. sıradanlaştırana kadar yoğurmak konuyu. bence akıl sağlığımızı buna borçluyuz, eğer sağlıklıysak tabi.

      teşekkürler içten yorumun için.

      Sil
    2. Minicik bile faydam olduysa cok sevindim.

      Sil
  4. Çooook güzel bir ailesiniz,eminim bu tip inişlerin mükemmel bir çıkışı olacaktır :) ♥

    YanıtlaSil
  5. Bize yazdığın gibi konuşuyorsan o eşin yerinde olmak istedim kaygılarını dinlemek için..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tatlısın <3

      Yorumunu yazdığın anda okudum aslında. Gülümsetti. Bi moral verdi. Ayşe'nin tatlılığı.

      Sil
  6. Nasıl geçti acaba günün? Umarım umduğun gibi geçmiştir. Sen kafana koyduğunu, planladığını hep gerçekleştirebiliyorsun. Bu yönüne çok imreniyorum. Örnek alıyorum kendime.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yarım yamalak iyiydi. süper enerjik değildim ama farkındayım sonuçta düşük modumun.

      tesadüf, ben de senin günlük kıvamındaki yazılarında paylaştığın şeylerden ipuçları toplamaya bayılıyorum. sorunlara yaklaşımın, çözümlemelerin. kopya çekiyorum bazen senden.

      Sil
  7. bacım dolmuşsun... kahvede sana eşlik edesim geldi mümkün olsa.
    her neyse canını sıkan, bu da gelir bu da geçer elbet. gökyüzü şu sıralar çok manyak, kare açılar, boktan transitler filan. özellikle ilişkiler ateş hattında. bu konularda ani kararlar almadan önce mayıs sonunu bekle derim. cemil cümle benzer türbülanslardan geçiyoruz, hani belki içini rahatlatır diye şeyediyorum. öperim sararım sevgiyle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. doldum be japonum kedim.
      gökyüzünü okumayı mı öğrensem napsam. cevaplar orda mı acaba. kahvede eşlik keşke mümkün olsaydı.

      tavsiyeni not alıyorum, mayıs sonuna kadar sakinliyorum madem :D

      Sil
  8. Love diye bir dizi var.. Önereyim. http://www.imdb.com/title/tt4061080/
    Bi haftasonu ananeye bırakıp kaçma şansınız var mı? Öneririm..<3 Bende olsa hiç durmayacağım da..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dizi önerisi için teşekkürler <3 Kaçırmam dizi önerilerini..

      Güzel olurdu, tüm haftasonu için bi kaçamak. Pek yanaşabileceğim bir plan değilse bile şu aralar, çok daralırsam yapıcam. Yapmalıyım.

      Sil
  9. Herşeyi idare etmeye çalışmaktan yorulup sorunları halının altına görünmeyecek yere süpürüyoruz en ufak rüzgarda süpürdüklerimiz feci şekilde karşımıza cıkıyor çözümü daha zorlaşıyor. Bunun tek yolu ilk daralmada ilk sıkıntıda ilk problemde konuşup ağlayıp zırlayıp tepinip çözmeye çalışmak :) tabii evde ki ufaklıklara da ayrı bir çözüm bulmak gerek. Bazen işin annelik kısmına fazla takılıyor kendimizi gereksiz yere unutuyoruz.

    YanıtlaSil
  10. Güneş Merhaba,
    2 haftadır yoğun bir grip migren döneminden henüz çıktım ki şimdilik giden sadece çok şükür migren oldu. Griple devam ediyorum, buna çok şükür ve raporlu değilim tam zamanlı iş yerindeyim. Kendimi yeterince acındırdıysam asıl yazacaklarıma geçebilirim :) Elifin ilk başta yazdığı kitabı ben de önerecektim aslında. okumam bitse ödünç olarak bile yollardım sana ama kitabı bildiğin çantamdan hiç çıkarmıyorum değil baş ucuma koyayım. ihtiyacım olan her an açıp okuyorum ve aydınlanıyorum. ve onları bir süre sonra unutuyorum. sonra zaman geçiyor yine okuyorum, bu kez farklı bir aydınlanma yaşıyorum :) ilk 52 sayfayı sanırım 5 veya 6 defa baştan okumuşumdur böyle :) Kitap zaten hayatın anlamını yazdığını iddia eden "kişisel gelişim" kitabı falan değil. Öyle olsa okur, sever ve geçersin. Bu kitapta benim ısrarla geçemediğim bir şey var.
    Yazdıklarının içeriğini elbette ki bilmesem de çok benzerini biz de yaşadık/yaşıyoruz. hatta yakın zamanda benim de gece ağlaması yapmışlığım var :) "Geçiyor" demek bana anlamsız geliyor. Hatta bunu diyenlere bana küfretmiş gibi bakarım . "E heralde geçecek ve ne geçmiyor ki?"
    Önemli olan yaşadığın düşük mod ve sıkıntı bile olsa onu da bilinçli farkındalıkla yaşamak :) Yani bu kitapta en sevdiğim şey bu; duygularını iyi veya kötü olarak adlandırmadan yaşamak hissini bana vermesi :)
    Aman ne çok yazdım, haydi öperim.
    Farkında olmak güzel ama harekete geçilmeyen farkındalık insanı sadece rahatsız ediyor.
    6 ay boyunca Tüten ile çalıştım ve çok şükür Nisan sonu kitabı çıkacak, onu mutlaka oku derim. Ben de henüz okumadım :) ama bilinçli farkındalık çalışması yapan birinin kitabını okumak eminim çok değerli şeyler katacaktır...

    YanıtlaSil
  11. Bazen dolar insan boşalacağı an'ı bekler.İnsanın olduğu her yerde sorun olabiliyor.Önemli olan hep sorundan bahsetmek yerine çözüm konuşmak.Bulunduğun durumu değiştirecek yeni fikirler geliştirebilmek.Hep sorun adı altında konuşulduğunda da insan o sorunun altından çıkamayacak gibi hissediyor kendini.İmkanınız varsa başbaşa birşeyler yapın.Kahve için birlikte şöyle bol köpüklü.Sonra da telvesinde kaybolsun tüm sıkıntılarınız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Yeni fikirler gerçekten lazım. Bunun için de zaman lazım. Hepimizin ihtiyacı olan şey motivasyon.

      Sil

Var mısığız genşler?

Gecenin şu vakti, eski bloğumu karıştırdım ve acaip eğlendim yahu! Sonra işin tadı nostaljiye kaçtı. Çünkü 2010'lara filan geriledim, o...