28 Mart 2017 Salı

Yazdı kaçtı gibi olmasın ama...


Anlamıyorum dostlar.

Çocuk doktorlarının, muayeneye gelen çocuklara akıl hastası gibi davranmasının 'ana fikrini' hiç çözemiyorum. Ne zaman ev çocuğunun boğaz-kulak-ciğer muayenesi gerektiren öksürüklü tıksırıklı hastalığı olsa şunlar yaşanıyor:

'Alın kucağınıza oğlunuzu'
'Tutun ellerini'
'Sık sık daha çok sık'
'Babası siz de kafasını koltukaltınıza sıkıştırın'
'Hemşire hanım bu böyle olmıycak, siz de çocuğun omuzlarını bağlayın'
'Kıpırdatmayın, sakın kaçmasın'


Pardon.. şey..ımm. Ya bizim çocuk normal durabilir.

'Hö, nasıl yani?'

Yani muayene ettirebiliyor. Aç ev çocuğum dilini, doktor bey görmek istiyor.

Elbette accık abartı kattım ama yüzde 0.5 oranında. Yoksa mevzular böyle.

Şimdi, çocuk psikolojisinin giriş-gelişme-sonuç kısımları hep aynı. Çocuk korkulacak bir şey olduğundan kıllandırılırsa, çocuk korkar. Ama nazik bir korkma şeklinde değil. Küçük dilini lambada yaptıracak kadar bağırdığı ve ayaklarıyla tüm evreni tekmelediği bir korku bu.

Çocuktan korkan doktor refleksi


***

Geçen Pazar, günün yarısında evlilik yıldönümümüz olduğunu farkedince, aniden pijamaları çıkarıp hızlıca pantollarımızı giyip evden çıkalım dedik. Yoksa pazar tembelliğinde biz yine kahvaltıları öğle yemeğine, öğle yemeğini ikindi atıştırmasına, ikindileri de 5 çaylarına sürükleyerek, evde düz bir pazar akşamına doğru yol alabilirdik. Ev çocuğunu kaptığımız gibi Kemeraltı'na gittik. Demeyin ki insan evlilik yıldönümünde o vıncık cıncuk yerde naapar. Bir şey yapmasına gerek yok. İki yürür, üç geyik yapar, bi tutam tıkınır, azcık bi ihtiyaç alır, manzaraya karşı oturup dedikodu eder. Ne bileyim, benim için sosyalleşmek böyle bir şey. Hakikaten de en son 300 TL en pahalısı, 120 TL en ucuzu olan scooter'ların 45 TL'lik kapı gibi türk markası versiyonunu bile bulduk orada. Hatta bu otantik dükkanlar çarşısının anası olan Kemeraltı'nın, oyuncakçı esnafı ev çocuğuna bir oyuncak hediye bile etti. Gel de AVM dayısı yapsın öyle bir kıyak. Bir çocuk o samimiyetle aldığı oyuncağı çok sever ve onunla gece yatağına bile girer, biliyor musun? Oyuncağının heyecanıyla sabah gözünü açar filan. Böyle hoş duygular.
Kaç lira verirsen ver, scooter'dan sıkılan çocuğun hamallığını analar yapacak.
Ordan çıkıp bir şeyler yemek istedik. Fakat etraf çer çöp. Ben çocuksuzken bana ziyafet görünen her şey, ev çocuğu söz konusu olunca; bakteri, mikroplar, elini yıkamadan menü hazırlayan garsonlar, burnunu karıştırırken yakaladığım bir şef (bu gerçek), bayat et, yıkanmamış malzemeler paranoyasına dönüşüyor. Her ne kadar belki sadece gösteriş bile olsa, yemek yiyeceğimiz yerin beni kandırması gerekiyor. Hijyen olduğuna dair iddialı durması, malzemelerinden eminmiş gibi bakışlar atması şart. Açlıktan kan şekerimiz ağzımızı bozacak seviyelere kadar düşmüştü ki, Konak Pier'e kadar gelmiş bulunduk. Konak Pier de maalesef deniz manzaralı ve konseptli mekanlar barındırdığından- özel bir gün değilse, o kadar bütçe ayırıp yemek yemeyi düşünmeyeceğimiz bir yer. Bir ayranın 8 buçuk TL olduğu yerden, işsiz ve memur çocuğu halimle keyif almamı beklemeyin benden. 60 kuruşa satılan ayranın 4 TL'ye kadar çıkmasına razı gelebilirim ama daha fazlası asla!

Bir mekanda ayran bira fiyatındaysa, bir de bira fiyatını düşün!!!

Fakat maalesef, konu oturduğumuz mekana girince çoktan kapanmıştı. Ammmeeaaan hadi oturalım gitsin'e doğru kayan geniş tavrımızın nedeni etrafın büyülü havasıydı. Bir kere gürültü yoktu. Abartı dekorlar yoktu. Korkunç müzik yoktu. Hatta müzik yoktu! Temizdi. Minimalist bir yerleşim planı vardı. Yormuyor, ferahlatıyordu. Bir şey sadeleştikçe, fiyatı artıyor tespiti yine karşıma çıkmıştı işte. Basit ve az olan pahalıydı. Ve deniz...

Bir işletmenin deniz manzarasını 'pavyon şarkıcısı' gibi müşterilerine kakalamadığı bir yerdi. Nazik, naif ve yalın bir sunumla denizi, içinde yüzen balıkların çıkardığı hışırtısına kadar duyarak izledik. Ev çocuğu bile bohem bir şair kadar sakin seyreyledi çevresini.

mesela yani..


Yazdı kaçtı gibi olmasın ama... Herkese gıcır Salılar.
Kahveler muhabbetli olsun. Kaçtım.

12 yorum:

  1. Onun ayran olduğuna eminmisinizz haha o ne ya insan mi bunlar :) nice evlilik yıldönümleriniz olsun mademmm :) yazdi kacti gibi olmayın da yorumumu görün bare :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ortam!

      yani olay ayran değil ortam sanırım. gerçi bizimki döke saça çeyreğini filan içti ama olsun nabalım. menüde alnımıza ne yazıldıysa, o.

      teşekkür ederim

      Sil
  2. nice nice birlikte mutlu yıllara :)

    YanıtlaSil
  3. Hatırladıkça mutlu olacağın nice evlilik yıldönümleri dilerim

    YanıtlaSil
  4. Doktor değil veteriner yapmaz yahu, ciddi misin?!
    Scooter candır, ilk ben kendime aldı, sonra ocuğa aldık sonra bey özendi.. Şİmdi 3 kişilik ailemiz beraberce scooter yapabilecek seviyede ama pırt diye bi böcük daha pırtladı bu sene, napcaz? Scooter candır..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yapıyorlar Ceren. özellerde yok ama devlette bu var. hatta özel polikliniklerde de var. 10 doktordan 6 tanesi yaptı bunu, şimdiye kadar karşıma çıkan.

      scooter'a biniyorsun öyle mii? benim de can çekti vallai, bebeye öğretirken. ama kendisininkini paylaşmadı tabi.

      Sil
  5. Nice yıllara canım. Doktor olayı ne yazık ki öyle ben de şahit oldum. Burda nasıl biliyor musun? Doktor önce çocuğun boy seviyesine iniyor, teteskopu gösteriyor sonra kendine uyguluyor, aynı şeyi diğer aletler için de yapıyor sonra çocuk izin verirse ona. İlk gördüğümde çok etkilenmiştim.

    Bir diğer yadırgadığım şey ise burada en klas mekanlara git bir bira veya kahve iç saatlerce otur hiç kimse birşey demez. Söylemesi ayıp bir akşam kızlarla night out yapmıştık. Amsterdam da Hilton otelinin çatısında açık barda manzara ayaklarımızın altında 3-4 saat oturduk çene çaldık tek bira ile fiyatı da 3,5eu muydu neydi ki markette de 1,5-2 eu falandır tanesi ben şok :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canum GeCe.
      Burda hastanelerde çocuklar aşırı aşırı aşırı bağırıyor muayenelerde. Çoğu zaman yalan atıyorum doğuya, karnı ağrıyomuş filan diyorum. Halbuki çocuk anlasa, doktordan korkulduğunu.. mesela desem ki 'aa bak o doktordan korkmuş, senin gibi cesur değil' desem o da hemen korkacak.

      bizimkisi ben aşırı övdüğüm için onun o muayenede izin vermelerini.. bunu gurur duyarak yapmakta. fakat en ufak bir zorlama olsa, o da kaçacak. çok ince ve hassas bir yerdeyiz.

      ayhh ya.. burda bir de iyi cafe filan bulmak da zor biliyor musun. hepsi dar sıkışık kokuşuk zevksiz dekorlar. çok ağır ve şık yerler de bana göre değil. şöyle modern bir pub ya da sade bir kahveci pek yok. olanlar da konseptiz ayağına pahalı.

      Hollanda kalp ben o halde.

      Sil
  6. bazen ben de aman ne gerek var ya diye düşünürken kendimi o mekanda bir şey yerken ya da eşyayı almışken bulyorum :S çocuk doktorlarına götürecek bir çocğum olmadğından pekk bilmiyorum; ama yakın zamanda en yakın arkadaşımının çocuğunn başına bir şey geldi.İğne yaparken hareket etmiş rahat durmamış ve iğne damarı delmiş, tabi o zaman bilinmiyordu 2 yaşındayd, bu sene 4 aşında o büyürken o delikte büyümüş ve kirli kanla temiz kan karşmaya başlamış, eli atar damar gibi sürekli attığından farkedebilmş arkadaşım şükrler olsun ve hemen ameliyat ettiler,dikkatli olmak gerekior cidden; ama korkutmadan tabi

    YanıtlaSil