13 Mart 2017 Pazartesi

İlişkiler, filmler ve patlamış mısır.





Kaçınılmaz neşenin dört bir yandan sırtımı sıvazladığı mart ayından selamlar. Öyle ki hasta oldum, dinmedi. Ev çocuğu öksürüklerine geri döndü, dinmedi. Ev erkeği ile diyetleri bozduk- yemeleri abarttık, dinmedi. Hayat bütün planları aksattı, yine de bana mısın demedi. Neşe geldi mi bir şey yapamıyorsun. Bir cıvıma bir geyik hali ışıklı halka gibi çepeçevre sarmalıyor. Nedeni de yok. Bahar işte.

Çok tatlı filmler izledik. Avrupa filmleriyle adeta mevzuyu balkondan seyrettik. Sanki aramızda ekran yok. Kanlı canlı diyaloglar, sahici oyunculuklar, anlatmaya çalışmayan ama sizin anladığınız gerçek bir hikaye. Örneğin bir The Misfortunates ya da Dead Mans Shoes . Cumartesi gecesi de Hollywood korkusu patlattık. It Follows, klişelerine rağmen tribe sokmayı başaran bir film çıktı. En çok da ev erkeğinin favori kombini için sevinmiştim: Bir Cumartesi gecesi, iyi korku, patlamış mısır ve bira.

Fakat benim burda bahsedeceğim film başka; While we are young. Henüz iki senelik taze film ve Naomi Watss, Ben Stiller, Adam Driver var oyuncularda.



Film ilişkiler üzerine gibi başlayıp, sonra direksiyonu başka alemlere kırsa da, içinde bol miktarda sosyal medya eleştirisi ve teknolojinin kullanımına dair hoş tespitler barındırıyordu. İçe içe izledim filmi buralarda. İlişkiler diyince, filmdeki bir çift 40'lı yaşlarında birbirlerine söyleyecek yeni sözleri olmayan, hatta aynı evin/yatağın içinde temas etmekten kaçınan olağan türdendi. Yıllar önce birbirine aşk duyan fakat şimdi ekmek kırıntılarıyla idare eden. Doğada ilişkilerin evrimi. Diğer çift ise 20'li yaşlarda, aralarında yoğun tutku ve istek olan hani şu 'genç' tür. Libido ve şiirli günler.

Ben filmi izlerken yer yer dizlerimi döve döve, bazı bazı da dudak kemirerek duygularımı kendi içimde yaşadım. Ev erkeği de tabaktaki mısırları benimle eşit şekilde yiyebilme telaşındaydı. Çünkü o an mısır yemek onun için nasıl önemliyse, benden daha fazla yemiş durumuna düşmemek için çaba harcaması gerekiyordu.

Biz ne 40'lı yaşlardaki çifttik ne de 20'li. Daha çok ama acaip kısa bir süre öncesine kadar 20'lerimizde, konu başlığı aşırı aşk ve tutku olan günlerden henüz yeni geçmiştik. Bana göre sadece çok iyi uyusam ve ev çocuğu biraz daha büyüse, bir de bi bira içsem yeniden öyle olabilecektik. İşin tuhafı belki biraz daha uyusam, ev çocuğu büyüse ve bi bira içsem belki 40'ların o tepkisiz ve düz ilişkisine de dönüşebilirdik. Gerçekten öyle mi bilmiyorum. Çünkü ev çocuğu işin aceleyle söz edilmiş bahanesi. Yavrucuğun 3 yaş sınırından beri beni/ bizi yorduğu filan yoktu. Sadece değişik bir filtre ile hayatımızın piksellerinde işlenen yeni desenler vardı. Konu bu değil, odağını şaşırtma ev gadını. Film boyunca kıyaslamayı sürdürdüm. 40'lara uzaklığımızla 20'lere yakınlığımız matematiksel olarak eşit mesafeydi.

İşte baharın sponsorluğunda hayat bu sefer yine aynı soruyu soruyordu. Ama bu kez çok şefkatliydi. Coşkusu ve destekleyiciliği gözden kaçmıyordu.

'Ne olsun istiyorsun ev gadını? Dile benden ne dilersen!'
'Hep böyle olsun işte. Kanepede mısır ve iyi film. Tam bu akşamki gibi, içsel neşe ve kaygısızlık. Bu, mutluluk.'
'Anlaşıldı, bu senin zaten. İstediğin sürece de senin olacak'

Her şey iyiydi hoştu da. Hayat aynı soruyu bana başka zamanlarda da soruyordu tabi ki. Sorun buydu aslında. Çünkü benim cevaplarım hep değişiyordu.

Kahve?

10 yorum:

  1. Aa ben de bu filmi dün izledim, yakında da yazacağım blogda 😄 While we're young'ı diyorum bu arada. Size de geçmiş olsun:(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. geçti bile <3

      bakayım sizin yorumlarınıza, onları da merak ettim.
      bekliyoruum.

      Sil
  2. Tamam işte 20 lerle 40 ların ortası zaten 30 lar, şuan ordasınız :D
    Ben 20lerin aşk tutku, her ortamda öbüşme, mutfak tezgahında sevişme, fırtınalı mood swingler, kıskançlık gibi vıcık özelliklerini 40 lara taşıma taraftarı değilim. Pembe converse ve aşırı düşük bel hip-hop pantolon Nasıl eğreti duruyorsa 40larda aşktan "ergen" hali beklentisi de öyle eğreti.
    Aynı adamdan yıllar içinde bıkma hali olarak görmüyorum bunu. Yaşla birlikte, duyguların, zevklerin olgunlaşması; tutkuların evcilleşmesi olayı tamamen. Yani mesela ben 40 yaşında yeni bir Ada'mla yeni bir aşka yelken açsam da; o 20li yaşlarda yaşadığım şekliyle olmaz o aşk. Sorun adamda değil yaşta! Hatta bu bir sorun değil, evrim.
    Kısaca evladım, ben aşkımın şu halinden çok memnunum.
    Ben de geçen "Manchester by the sea" izledim. Üstünme kürekle acı atan, kafama zopayla dram vuran Bi film oldu ama bir o kadar da Nuri Bilge Ceylan filmi sadeliğindeydi. Çok biyendim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aslında ben de tam onu söylüyorum. bi baktım halimize, sevdim yani. evet değişim var ama bu hal, bu aşama tam istediğim..
      40'ları bilmiyorum.
      ilişkiye ne ektiğimize göre topladığımız meyveler değişir.
      aslında biz 20'lerde de aynı böyleydik. ama yaştan değil baştandı. yani belli bir ruhumuz vardı. ben onu hiçbir yaşta kaybetmek istemem.

      ya dün 2 aldatma olayı duydum. yakın çevremden. noliiiy ya?

      Sil
    2. Manchester'ı ben de izliciim. meraks.

      Sil
    3. Başakum yorumunu yeniden okudum da. Okuyunca kendi yazımın ne kadar eksik kaldığını, aslında hiç anlatmayı beceremediğimi gördüm.

      sızlanmışım gibi olmuş sanki. aslında o an yaşadığım his- ve bu aralar yaşadığım his- tam tersi çok memnuniyet. hele sorun diye tanımladığım hiçbir şey yok. ev erkeğini hiç sorgulamadım zaten bu hissi yoklarken.

      benim sorguladığım hayattan beklentilerimi keşke böyle net tanımlayabilsem kısmı oldu. çünkü her seferinde böyle güzel mutluluk tariflerim olsaydı, hayat bana hep istediğimi verirdi. fakat benim cevaplar günden güne değişiyor- yoğun maymun iştahlılık :D
      yoksa durumlar kendi doğal akışında.

      ayrıca ben 20'lerde mıç mıç olmadım yau. hep böyleydim valla. aynısı :D

      Sil
  3. ''Üstünme kürekle acı atan, kafama zopayla dram vuran'' işte aradığım tanımlama:) Başak ben de sinemada izledim hem de salonda tek kişi, o karakol sahnelerinde hüngür hüngür ağladım. Bu aralar ''babam ve oğlum'' havasındayım , pms sanırım.

    YanıtlaSil
  4. Blogunuzu izlemeye aldım sizide bloguma beklerim :)

    YanıtlaSil
  5. while we're young'ı ben de çok düşünerek izlemiştim kahve'cim. benzer yerlerdeyiz ve başak'a da sonuna kadar katılıyorum. o 20'lik mıçmıç aşk halleri yaş 20'lerdeyken çok güzeldi ama şu an bana aşırı yorucu geliyor. bununla birlikte aşka karşı değilim tabi, ne mümkün! evli de olsam aşık olmaya daima açığım ben. her an her şey olabilir tarzında bir açıklık bu. ayrıca eskiden adına aşk dediğim şeyin aslında hormonlar ve karşındakini tanımamaktan ibaret olduğuna dair de kuşkularım var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başak'ın yorumunu yeniden okudum. Aceleyle yazıp aceleyle yorum okuyorum. O yüzden hala kendime 'evet ya ben yazabiliyorum' diyemiyorum çünkü aslında söylemek istediğim şeyi, demeyi beceremiyorum.

      yazarken hissim şuydu. değişiyorum, değişiyoruz. mutluluk tariflerim de değişiyor. mesela bu anı yaşadığım için mutluyum ama sorun şu, hayat bana ne istediğimi sorduğunda net cevaplarım olsa, onu alıcam. maalesef ben hayat her sorduğunda ona farklı farklı cevaplar verip kafasını karıştırıyorum (çünkü ne istediğimi her zaman bilmiyorum)

      ilişkiler konusunda düşündüğüm bu. basit mutluluk tarifleri yapabilmek. 20'lerdeki ruhu özlemek değil aslında.

      ayrıca tanımın gerçekten doğru: hormonlar ve kişiyi henüz tanımamak. ya da onu ezberlememiş olmak.

      ve aşık olmaya açık konumda olmanın şerefine kadehimi kaldırıyorum!

      Sil

Kreş Öncesi Silahlanmak

Günlük not düşmelerimin sonuna geldim bence. Bundan gayrı ara ara uğrarım bu topraklara, ey halagızları. Pazartesi, iş dolayısıyla ke...