22 Mart 2017 Çarşamba

Baş döndürücü şeyler


Ben büyürken, nasıl şablonlar aldıysam mahalleden, onları hala güncelleyemiyorum. O zamanlar zengin olmak, havalı durmak, baş döndürücü şekilde gizem yaratmak kavramları minik hayal dünyamı çok meşgul eden şeylerdi.

Balkon ve pencerelerine pimapen panjur yaptıranları çok zengin bulurdum. Bizde yoktu. Panjurlu evlere giderken bir heyecanlanırdım. Belki ev sahibi yarım açardı panjuru filan, belki benim açmama izin verirdi. Böyle şeyler.
90'larda bu ucube panjurlar Burak Kut gibiydiler

Haftasonu arabalarıyla memlekete-denize-pikniğe giden aileler başımı döndürürdü gizemden. Öyle bir şaşırırdım ki. Evde kendimi uçan sabri gibi yerlere atarak 'bize de panjur taktırıın noluur taktırın' yalvarmamdan kısa süre sonra, annem beni yeterince ökkeş bulup halime acımış olacak ki, pimapenlerimiz bir tanecik balkon ve salon penceresine takılmıştı. Şırraak diye açar kapardım panjurları yerli yersiz. Bazen tamamen kapatır, nasıl her yer karanlık oldu diye şaşırır- önce birini sonra ikisini açarak, içeriye güneşin girişini seyreder- yine şaşırırdım. O sayede dikizlerdim arabasına binip gidenleri, panjur aralıklarından.  Bagaja yerleştirdikleri sepetleri, tüpleri, kilimleri, kova kürekleri izlerken- çırpınırdı yüreciğim. Bir de denizden dönenlerin bir kokusu olur hani. Güneş kremi ile deniz suyu birleşimi. İşte o koku benim en sevdiğim kokuydu. Duyunca yine kalbim atıverirdi.

O vakitler mahallede herkeste olan beyaz şahin.

Salonunda vitrin olanların aşırı önemli insanlar olduklarını düşünürdüm. Böyle asiller, soylular ve bu eşyalarına kadar yansımış gibi. Yine bir gün evde kendimi yerden yere attım ve bana acıdılar da salona vitrin takımı aldılar. Bu sefer de neden dantel koymuyorsunuz diye acıklı laflar etmiştim.

Zihnimde canlanan 'başkasının' eşyaları


Çok var böyle. Sarı kıvırcık saçlı kadınlara şaşırırdım, nutkum tutulurdu, nasıl bu kadar güzel saçlar olabilir diye. Kendi safinaz karası saçlarımın arasında sarıya kaçan bir tel olabilir mi diye arar dururdum.

Bir de bebekli annelerin yanında hayranlık baş dönmesi yaşardım. Ama konu bebek filan değildi. O kokuydu. Pampers kokusu mu, pudra mı, acaba neydi o koku? Islak mendil türevi bir şey de olabilir. Başım dönerdi o kokunun hoşluğundan. Bana bir şekilde zenginlilik gibi filan gelirdi. Bizim evde temizlik yapılınca ev sadece klorak kokardı. Bir de annemin kremleri güzel kokardı. Ama annem de azcık azcık kullanırdı, bana da dokundurtmazdı.

Dalin efektiydi belki de o koku?


Bu çocukça ve hafif angutluğa varan hayal dünyam elbette şuan beni kibar bir şekilde güldürüyor. Annemin vitrinli ağır salon takımlarından, dantellerden neden nefret ettiğini anlayabiliyorum. Babamın göz problemi yüzünden araba kullanmamasını da öyle. Hatta annemle babamın dev mutsuzluktan aile olamadıklarını, dolayısıyla hafta sonları bizim hiçbir yere gitmeyişimizi de. Ve diğer birçok şeyi de. Anlamak, güncellemeye yetmiyor tabi. Hala o şablonların gelişmiş halleriyle dışarıya baktığımdan şüpheleniyorum.

Nerden aklıma geldi bu çocukluk alemim dersen. Sabah ev çocuğunu okula bırakıp biraz yürü biraz koş, spor yaptım. Yakın bir tarihe kadar, sabah 8-9 sularında dışarıda koşan/yürüyen bir kadın görsem, onu da aşırı havalılık ve zenginlilik görüyordum. Çünkü kaçta koştuğun çok önemli. Eğer emekli değilsen, öğrenci değilsen, tatilde değilsen sabah 8-9 aralığında spor yapıyor olmak, resmen instagram gızlığına girer.

'Bu kadar havalıyken bir tanıdık görsem bari' (temsili)

Dışarıdan kendime bir baktım. Nasıl havalıyım. Sanırsın, işinin patronu- toplantıdan önce hızlı bir sporunu yapıyor. Ardından duşunu alacak, topuklusunu giyecek ve dalacak beyin fırtınalarına. Ya da öyle bir zengin, öyle bir geniş limit kredi kartlı ki.. günün en ideal saatlerinde spor yapabiliyor. Neden? İşe gitme zorunluluğu yok. Çocuk varsa da bakıcısı ilgileniyor.

O saatlerde havalı bir şekilde koşuyorum çünkü işsizim be evladım. Zayıfım ama bir fil kadar da gevşeğim be çocum. Üstüme gelmeyin.

Neyse ne diyordum, çocukluğumun minik hayal dünyasını bazen böyle hatırlamak tatlı geliyor. Şimdi de benzerleri var ama onları böyle rahat anlatamıyorsun işte. Hala tatilden dönen insan kokusu seni cezbedebiliyor, söylemiyorsun örneğin. Ve sarı kıvırcık saç çok güzel görünüyor, ama esmere gitmiyor, bir şey yapamıyorsun.

Kahvem öğleden sonra bugün. Sizin kahveler ne zaman?





13 yorum:

  1. Aaa panjurlu evlere sahip insanlar hakkında düşündüklerinde yalnız değilsin ben de öyle zannederdim küçükken. bir de benim zamanımda salon duvarının bir tanesini akarsu, dere, kır manzarası duvar kağıdı kaplayan avizeleri olan evleri olanları zengin zanneder biz de neden yok diye üzülürdüm.

    Deniz ve güneş kremi kokan insanlar da öyle mesela. biz küçükken güneş kremi nerede bütün gün denizde güneşin altında dolanmaktan nasıl beyin kanaması geçirmemişiz şaşarım hala.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. o duvar kağıdını biliyorum ama ona özenmemişim galiba. hatıramda yok. etrafta çok yoktu belki.

      annem beni denizde korurdu. hatta öyle ki bi rahat bırakmazdı, hiç sevmezdim. o şapka asla çıkamazdı kafamdan. illa hart hurt her yerime krem (kokmuyordu bizimki) sırf bu yüzden şuan güneşte çıtkırıldım bir insana dönüşüyorum, sebebi bence anam :D

      Sil
  2. Ya..Benim de ne zamandır aklımda bunlar. Arabasıyla bir yere giden aileler dedin ya orda bittim, instagram gızı:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ahsjsgfjagfa

      bilinçaltı açıp bakılan bir şey olsa, hepimizinki aynı mahalleyi resmederdi galiba. O yılların insanları olarak.

      Sil
  3. Vitrin ve avize benim için de dev zenginlik göstergesiydi. Oymalı kakmalı koltuk bir de :)
    Bi arkadaşım evlerindeki avizden kopan Elmas kesimli koca bir cam verdiydi de bana, en kıymetli hazinem olduydu. Işık tayfım olduydu.

    Güneş kremi "turist" kokusuydu bana göre. Ecnebi turistliğin evrensel kokusu! Biz bildiğin yanık et ve naylon karışımı kokardık denizden gelince askfkflgl

    O zamanın analarının ıslak mendili çok yoğun kokardı ben de hatırlıyorum. Plastik Silindir şeklinde kutusu olurdu ıslak mendilin, ip gibi çıkardı içinden mendil, o koku benim midemi bulandırırdı. (Çocuklara da kokulu mendil asla kullanmam! Kokusuzları var burda. Parfümlü ıslak mendil-bok karışımı koku fecii bişey bence.

    Geçen Türk marketinden dalin şampuan buldum aldım, buna ne diyceksin?! Çünkü çok özlemişim dalin kokusunu. Bende de yeri ayrıdır, taparcasına severim. Bebelerimin saçından dalin kokusu geldikçe mutluluktan bayılıyorum şuan <3

    Koku hafızası en sevdiğim hafıza! Beni en çok şaşırtan şey hayatta. Bi koku duyup dejavu yaşamak, bu neyin kokusuydu diye çözmeye çalışmak falan..


    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. avize!
      aynen o bir elmasi kristal, sihirli taş, o evrenin merkezi!

      turist kokusuna hala bayılıyorum. ince ince çekiyorum içime, hiç sapıklık filan demiyorum yani :D

      ya bu arada o başımı döndüren bebekli anneler almanyadan gelenlerdi. onların kokusu da turist gibiydi bak. belki burda olmayan bir üründür. hiç bilmiyorum.

      dalin ben de aldım. bazen ben bile kullanıyorum :D dev boy çünkü. seviyorum kokusunu, mutlu oluyorum nabayım.

      aa sana ne dicem. ben ana olduktan sonra geçmişe beni döndüren kokular konusunda daha bi ustalaştım. bir sokağın kokusunu bile ayırt edebilir hale geldim. böyle hava sıcaklığının bile kokularını ayırt ediyorum nerdeyse ve anılar arası yolculuk yapıyorum. yeni bir ability.

      Sil
  4. hadi pancur olsun, vitrin olsun, arabayla gezmek olsun, ya ben soğanı küçükken çok pahalı bir sebze sanırdım, tadını kokusunu o kadar severdim ki, kesin çok pahalı bir sebze bu derdim :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. soğan mı :D
      bak hiç soğanla ilgili bir düşüncem yokmuş küçükken. sevmezdim, net hatırlıyorum. eğer o yemeğin içinde soğana dair bir şey görürsem- ya da salatanın yemezdim.

      ben dış ambalajı değişik olduğu için cep selpakları çok pahalı sanıyordum. aşırı dikkatli kullanıyordum.

      Sil
    2. Aaa cep selpakları ben hala öyle sanıyorum 😂😂😂

      Sil
  5. Bak şimdi beni de anılarıma daldırdın bu yazıyla çok güzeldi yazı. Avizeler, koltuklar, panjur ve araba aynı his bende. Bir de alamancıların kıyafetleri spor ayakkabıları barbi bebekleri falan. Bir de onların saç modelleri illa bir değişik olurdu nedense bizimkiler iki Pelik onlar kabarık falan :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah benim de aklıma ne geldi: banyolar :))
      Çamaşır makinesinin üstünde "süs sabunları" olurdu kase içinde. Minik minik renkli, kalpli, Deniz kabuğu vs şekilli... Misafirliğe gittiğim evde en eğlenceli kısım banyo incelemekti bende :) kapıyı kapatıp insanların özeline hunharca dalabileceğin tek ortam :) bir de evin en feminen köşesi banyo! Bol kremler, süsler, makyaj malzemeleri, renkli pamuk toplar, İnci boncuklar, ilginçlikler... Pembe-lila tonlar. Havlular, eskinin klozet halıları :) -hani klozetin kapağına takılırdı, dibine serilirdi bir de lavabo önü 3lü set! -ki bence korkunç bi akımmış tamamen anti hijyen- bazı banyolar mis gibi olurdu, inceleyecek çok şey olurdu... Heh işte böyle süslü güzel banyolar da zenginlik belirtisiydi bence akdlflflg süs sabunu gibi boş bişeye yatırım yapılmış yani düşün, para gani :))))

      P.s: neden senin yazına salça olmayı seçtim inanki bilmiyorum gece, kan çekti heralde eheueheue Ayrıca Almancılarda görülen eşyalar sıralı tam liste ayrı bir yazı konusu :-)

      Sil
  6. Ne tatlı bir yazı olmuş yine :) Panjurlar ve avizeler bizde de vardı ama gerçekten zengin değildik onu söyliyeyim :) Bir tane amcam zengindi ve halam tarafı ve onlara gittiğimde gördüklerime ben de hayran hayran bakardım :) Bak nerelere gittim şimdi iyi mi :)

    YanıtlaSil
  7. Harikaa ;) Nasıl keyiflii.Kendi çocukluğuma gittim.Sevindim yalnız olmadığıma ;) Demek her çocuğun varmış benzer algıları.Evimiz müstakildi.Apartmanda oturanlarıayrı dünyaların insanları sanırdım.Şimdiyse organik yaşam zenginlik oldu.Meğer ne zenginmişiz biz.

    YanıtlaSil

Yeni Hayat

Sağlıklı yaşama geçmem lazım diyip, bunu pat diye yapabilenlerden misin? Ve ne kadar kalıcı? Ben yapamadım. Öncelikle işe kesin ve ...